# Su Yaşam İçin Yıpratıcı Olabilir, Peki Diğer Çözücüler?

- Bağlantı: https://www.uzaydanhaberler.com/2017/10/25/su-yasam-icin-yipratici-olabilir-peki-diger-cozuculer/
- Yayımlanma: 2017-10-25T23:57:58+03:00
- Yazar: Alper Gökce

[[

Gabon’un Oklo bölgesindeki bir “fosil” doğal nükleer reaktör alanı. Burada bulunan
büyük uranyum yatağı, yaklaşık 2 milyar yıl önce, yüzbinlerce yıl boyunca nükleer
fisyona maruz kaldı. Sarı kaya uranyum oksit.
Fotoğraf: Robert D. Loss

Dünya üzerindeki yaşam bir paradoksla başlamış gibi görünüyor: yaşam bir çözücü 
olarak suya ihtiyaç duyarken ilk yaşamı oluşturan moleküller için gerekli olan temel
kimyasallar suda dağılıyorlar. Görünen o ki evrensel çözücümüz aynı zamanda aşırı
derecede aşındırıcı olabilir.

Kimileri bu paradoksun yaşamın, ya da öncüsünün, başka bir yerde başladığı ve buraya
kuyruklu yıldızlarla ya da meteoritlerle taşındığının bir işareti olduğunu belirtmişti.
Diğerleri ise bu bağ parçalayan aşındırıcılık olmadan suyun gerekli niteliklerine
sahip olabilecek başka çözücüler aradılar.

Geçtiğimiz yıllarda uygun alternatif olarak çok defa öne çıkan çözücü hidrojen, 
karbon, azot ve oksijen içeren berrak ve bir miktar rahatsız edici bir sıvı, formamiddi.
Suyun aksine yaşamın anahtar başlangıç el kitabını, RNA’yı oluşturan nükleik asitleri
ve proteinleri oluşturmak için gerekli uzun zincirli molekülleri parçalamıyor. Aynı
zamanda diğer faydalı reaksiyonlarla nükleik asitleri oluşturmak için gereken bileşenlere
dönüşüyor.

Formamid uzaydaki yıldız oluşum bölgelerinde yaygın olsa da bilim insanları bunun
Dünya’nın erken zamanlarında mevcut ve hatta lokal olarak yoğun olmasının yollarını
bulmak için çok uğraştılar. Gerçekte bugün bir sentetik kimyasal olarak kullanılmasının
dışında Dünya’da neredeyse hiç bulunmuyor.

Harvard Üniversitesi’nden bir yer bilimci olan Zachary Adam ve Tokyo Teknoloji Enstitüsü’ndeki
Dünya-Yaşam Bilim Enstitüsü’nde (ELSI) bir kompleks sistemler bilim insanı olan 
Masashi Aono tarafından sunulan yeni bir çalışma, formamidi şaşırtıcı ve tekrarlanabilir
bir yolla, radyoaktif parçacık bombardımanıyla üretti.

İkili ve meslektaşları suyu ve Dünya’nın erken dönemlerinde var olduğu bilinen iki
kimyasalın (hidrojen siyanür ve sulu asetonitril) bir karışımını, kanser tedavisinde
yaygın kullanılan yapay bir radyoaktif izotop olan kobalt-60 silindirinden yayınlanan
yüksek enerji parçacıklarına maruz bıraktılar. Bildirdikleri sonuç, önemli miktarda
formamidin, araştırmacıların teorik modeller kullanarak ve laboratuvar ortamlarındaki
önceki denemelerinden çok daha hızlı üretilmesiydi.

Erken Dünya’da, formamidin oluşumuna yol açan kimyasal reaksiyonları üretmek için
doğru yerlerde, yeterli radyoaktif madde olup olmadığı belirsizliğini koruyor. Koşullar
doğru olsa bile bilim insanları formamidin yaşamın başlangıcında önemli bir rol 
oynadığından henüz emin olamıyorlar.

Yine de yeni araştırma alternatif çözücülerin olası rolünün kanıtlarını ileri taşıyor
ve yaşamın temeline dair farklı bir resim sunuyor. Dahası; diğer ötegezegenlerde
de, su dışındaki çözücülerin, radyoaktif kaynaklar tarafından sağlanan enerjiyle
basit bileşiklerin çok daha kompleks yapı bloklarına dönüşmesi için gerekli şartları
sağladığı süreçler işliyor olduğu düşünülebilir.

Adam “su temelli yaşam öncesinde, bildiğimiz anlamda yaşama yaklaşan, ama ondan 
farklı ve başka kimyasal kurallar izleyen, tamamen özgün etkileşen molekül ağlarının
olduğunu düşününün” diyor.

Çalışmaları Uluslararası Yaşamın Temeli Araştırması Cemiyeti ve Astrobiyoloji Bilim
Konferansı’nın yakın zamanda gerçekleştirilen toplantılarında sunuldu.

[[

Masashi Aono, solda, Tokyo Teknoloji Enstitüsü’nde, ekibinin kimyasalları radyasyona
maruz bırakarak formamid ürettiği radyasyon odasında.
Fotoğraf: Nerissa Escanlar

### Hepsini bir araya getirmek

Adam ve Aono’nun ekibi su paradoksuna bir çözüm olarak formamid teorisini ilk ileri
sürenler denemez ve aynı zamanda yaşamın temelinde, yüksek enerjili radyoaktif parçacıklara
ilk kez bir rol biçenler de değiller.

Tuscia Üniversitesi’nden Rafaelle Saladino’nun başında olduğu bir İtalyan ekibi 
yakın zamanda, formamidi yaşam için gerekli elementleri sağlayacak ve “su paradoksundan”
uzak olacak bir kimyasal olarak önerdi. Marie Curie’nin radyoaktivite olgusunu açıklamasından
bu yana, bilim insanları parçacık atan atom çekirdeklerinin ışımasının, Dünya’da
yaşamı başlatmada oynamış olabilecekleri, büyük ya da küçük, roller için sayısız
yıl öne sürdüler.

Adam ve Aono’nun da yaptığı gibi, formamid ve radyoaktiviteyi yan yana koymak, muhtemelen
ileri doğru atılan önemli ama yine de daha derinlikli araştırılması gereken bir 
adım.

Hala ELSI’nin üyesi olsa da Tokyo merkezli Keio Üniversitesi’ne geçen Aono, “eğer
elimizde çözücü olarak formamid varsa, bu öncü moleküller istikrarlı, oldukça ilginç
ürünleri saklayabilecek bir tür beşikteymiş gibi tutulabilir” diyor.

Kobalt-60’la yürütülen deney, formamid üretimini yoğunlaştırmak için bir yöntem 
arayışı olarak başlamadı. Bilakis, Adam gama-ışınlarının çeşitli moleküller ve çözücüler
üzerindeki etkilerini daha genel olarak incelerken Aono da yaşamın kökeninde bir
rol için radyoaktif kaynakları araştırıyordu.

İkili kısmen şans eseri ELSI’de, Japon hükümeti tarafından kurulan bir yaşamın kökenleri
araştırma merkezinde bir araya geldi. ELSI, dünyanın her tarafından ve pek çok farklı
disiplinden bilim insanının, yaşamın kökeni araştırmasındaki sorunlardan bazılarını
çözmeye çalışacağı bir yer olarak tasarlandı. Daha önce Birleşik Devletler’de laboratuvar
testleri yürütecek alanlar bulamayan Adam ELSI’de Aono’dan, az kullanılan (ve ücretsiz)
bir kobalt-60 laboratuvarının varlığını öğrendi; hemen ardından işbirliği yapmaya
başladılar.

Erken Dünya’nın yüksek enerjili kozmik parçacıklar ve gama-ışınları tarafından bombardımana
tutulduğu iyi biliniyor. Aynı şekilde, çok sayıda elementin de (alüminyum-26, demir-
60, iyot-129), dakikalardan bin yıllara kadar süreler boyunca radyasyon yayınlayan
radyoaktif izotoplar olarak bulunduğu ve bu izotopların erken Dünya’da şimdiye kıyasla
daha yaygın olduğu da. Gerçekte, yukarıda adı geçen üçlü artık doğal formlarında
Dünya’da hiç, ya da neredeyse hiç bulunmuyor.

Daha az bilinense suyun varlığında yüksek bir uranyum yoğunluğunun, kendi kendine
devam eden nükleer fisyona yol açtığı alanlar olarak “doğal nükleer reaktörlerin”
varlığı. Yalnızca bir adet böyle yer tespit edildi: Gabon’da, tükenmiş radyoaktif
maddelerin 16 ayrı alanda belirlendiği Oklo bölgesi. Bilim insanları nihayetinde,
yaygın doğal nükleer reaksiyonların bu bölgede, yaklaşık 2 milyar yıl önce meydana
geldiği sonucuna ulaştılar.

Bu zaman aralığı bölgenin, Dünya’da yaşam başladıktan çok sonra bile aktif olduğu
anlamına geliyor ama aynı zamanda, uzun zaman önce, başka bir yerde var olmuş bir
şeyin de kanıtı olabilir.

[[

Harvard Üniversitesi’nde bir yer bilimci olan Zachary Adam kobalt-60 deneyini yönetti.

Fotoğraf: Nerissa Escanlar

### Yakın mesafede reaksiyonlar

Adam ve Aono’ya göre formamid üreten radyoaktif parçacıkların nereden geldiği belirsizliğini
koruyor. Ama böylesi reaksiyonların gerçekleşmiş ve RNA’nın tüm temel öncüllerinin
birbirlerine yakın şekilde hazır bulunduğu bir ortam üretilmesine yardımcı olmuş
olmasının fazlasıyla mümkün olduğundan eminler.

Formamidin Dünya’da nasıl ortaya çıktığına dair mevcut bilimsel düşünce, asteroid
çarpışmaları yoluyla sınırlı şekilde taşınması ya da kimyasalın çöl benzeri koşullarda,
buharlaşmış su-formamid karışımları olarak birikmesi üzerinde yoğunlaşıyor. Adam,
ortak bilimsel kanının, erken Dünya’da düşük miktarlarda formamide işaret ettiğini
kabul ediyor.

“Aksini ileri sürmeye değil ama bunun önemli olmayabileceğini söylemeye çalışıyoruz.”

Adam’a göre Dünya üzerinde, uzun bir zaman içerisinde radyoliz yoluyla önemli miktarlarda
formamid üreten benzersiz bir yere (veya yerlere) sahipseniz, o zaman yaşam için
gerekli öncü bileşiklerin üretimini destekleyebilecek eşsiz bir kimyanın başlangıcı
için de bir fırsat bulunuyor.

Ve ekliyor: “Böylece, tartışma bu benzersiz yerin var olmuş olma ihtimalinin ne 
olduğuna kayıyor. Yalnızca, gezegenin tamamında, bu koşullara uyacak tek bir özel
konuma ihtiyacımız var.”

Bunun ardından harekete geçen sistem, yaşamın kimyasal yapı taşlarını bir araya 
getirebilme yeteneğine sahip olacaktır.

Adam “bu, gelecek yıllarda incelemek istediğimiz ihtimal” diyor.

Yine ELSI’de bir organik kimyacı ve kobalt-60 makalesinin yazarlarından olan James
Cleaves, çok daha basit bileşiklerden formamid üretilmesi ilerlemeyi temsil ederken
yaşamın kökeniyle ilgili çalışmada bir “sihirli değnek” bulunmadığını söylüyor. “
Buna benzer bulguları topluyoruz ve hangi tarafa yönlendirdiğine bakıyoruz.”
