# Dünya ‘Felaketin Eşiğine’ Yaklaşmış Olabilir

- Bağlantı: https://www.uzaydanhaberler.com/2017/10/13/dunya-felaketin-esigine-yaklasmis-olabilir/
- Yayımlanma: 2017-10-13T16:56:33+03:00
- Yazar: Alper Gökce

[⌊dunya felaketin esiginde olabilir⌉⌊dunya felaketin esiginde olabilir⌉[

Derin Uzay İklim Gözlemevi uydusu üzerindeki bir NASA kamerası, küresel yeryüzünün
güneş ışığıyla aydınlanan yüzünün ilk tam görüntüsünü 6 Temmuz 2015’de yakaladı.
Görsel: NASA

Yeni bir çalışma, yıl 2100 olduğunda insanların atmosfere saldığı karbondioksit 
miktarının, altıncı toplu yok oluşu tetiklemeye yetecek kadar fazla olabileceğini
söylüyor.

Geçtiğimiz yüzyılda CO2 seviyelerindeki devasa artış, yeni matematiksel analize 
göre; çevresel istikrarsızlık ve kitlesel tükenişlerin kaçınılmaz hale gelmesiyle
birlikte dünyamızı bir “felaketin eşiğine” tehlikeli şekilde yaklaştırdı.

Ama toplu yok oluşun eli kulağında olsa da muhtemelen derhal belirgin hale gelmeyecek.
Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden (MIT) jeofizikçi ve çalışmanın yazarlarından
Daniel Rothman’a göre sürecin sonuna gelmek için 10,000 yıl kadar gerekebilir.

Ancak Pennsylvania Eyalet Üniversitesi’nden Lee Kump’a göre gelecek yıllarda karbon
emisyonlarını dramatik şekilde azaltmak, böylesi bir küresel felaketi önlemek için
yeterli olabilir.

### Karbon ve ölüm

Dünya’nın 4.5 milyar yıllık tarihi boyunca yaşam pek çok iniş ve çıkışa şahit oldu.
Yalnızca geçtiğimiz yarım milyar yılda bile beş büyük yok oluş yaşamın büyük bölümünü
ortadan kaldırdı: Ordovizyen-Silüriyen kitlesel yok oluşu, Geç Devoniyen kitlesel
yok oluşu, Permiyen kitlesel yok oluşu, Triasik-Jura kitlesel yok oluşu ve dinozorları
ortadan kaldıran Kretase-Tersiyer kitlesel yok oluşu. Bunlardan en şiddetlisi, deniz
yaşamının yüzde 95’inden fazlasının ve karasal yaşamın yüzde 70’inin sona erdiği
Permiyen yok oluşu, ya da “Büyük Ölüm.”

Tüm bu büyük soy tükenişlerinin bir benzerliği bulunuyor.

Rothman, “Her büyük kitlesel yok oluş olduğunda (beş büyükten birisi), küresel karbon
çevriminde ciddi bir bozulma vardı” diyor. CO2 ve okyanus asitlenmesinden kaynaklı
ölüm arasındaki doğrudan bir bağlantı, veya karbondioksitin bir gezegeni yaşanamayacak
sıcaklıklara ısıtmasıyla dolaylı bir bağlantı olabilir ve hatta volkanik patlamalar
ve bununla bağlantılı atmosfer soğumasıyla bile bağlantı kurulabilir.

Örneğin; Permiyen periyodunun sonunda, yaklaşık 252 milyon yıl önce, denizel kayaların
ortaya koyduğu şekilde, okyanus karbon seviyeleri aniden yükseldi. (Havadaki karbondioksit
zamanla okyanus yüzeyinde çözünür ve nihayetinde derin okyanusa girer.) Ama karbon
her zaman gezegenin kesin kıyameti anlamına gelmez. Atmosferdeki ve okyanuslardaki
karbon seviyelerindeki değişikliğin, yok oluşların altında yatan sebep olabilecek
hızlı çevresel değişimin işaretçileri olması muhtemel. Ayrıca Rothman’a göre geçmiş
zamanlara ait kayalar, pek çok başka “karbon sapması” veya  atmosferik ve okyanus
karbon seviyelerinde, kitlesel yok oluşlara sebep olmamış yükselişi de ortaya koyuyor.

### Hızlı zaman ve yavaş zaman

Peki ölümcül karbon sapmalarını toplu ölümlere yol açmayanlardan ne ayırıyor?

[Science Advances](http://advances.sciencemag.org/content/3/9/e1700906) dergisinde
20 Eylül’de yayınlanan yeni çalışmada bilim insanları iki faktörün rol oynayabileceğini
varsaydılar: karbon seviyelerinin yükselme hızı ve değişimin devam ettiği toplam
süre.

Bu değerleri hesaplamak için Rothman, geçtiğimiz 540 milyon yıldaki 31 jeolojik 
devirden kaya örneklerindeki karbon izotoplarıyla, yani elementin farklı nötron 
sayılı versiyonlarıyla ilgili verilere baktı. Rothman’a göre atmosferik karbondaki
yükselişin süresini ve büyüklüğünü belirlemek karmaşık olabilir çünkü bazı devirler
eksiksiz kayalara sahipken diğerleri seyrek bulunuyor olabilir.

Rothman ve meslektaşları bu verilerle, karbon değişim hızlarını ve jeolojik kayıtlardaki
yok oluşlarla uyumlu gibi görünen toplam karbon girdisini tanımladılar. Daha sonra
insanların atmosfere çılgınca bir hızda karbon ekledikleri günümüze ekstrapole ettiler.

Rothman, okyanuslara 310 gigaton karbon eklenmesinin, geçmişte kitlesel yok oluşları
tetiklemeye yeterli olduğunu hesapladı ama yine Rothman’a göre bu sayıda büyük bir
belirsizlik var.

“Emisyonlar açısından, olayların nasıl gelişeceğini anlamak için incelenen neredeyse
her senaryo, bu yüzyılın sonunda okyanuslara yaklaşık 300 gigaton veya daha fazla
karbon ekleneceğini söylüyor.”

Eşiğe ulaşıldığı günden sonra ne olacak?

Rothman “kitlesel yok oluşun da muhtemel sonuç olabileceği bir dizi olumlu dönüş
riskini alıyoruz” diyor.

“Elbette bu etkiler hemen hissedilmeyecektir, en son sonuç için 10,000 yıl gerekebilir.
Ve tahminlerde bolca belirsizlik bulunuyor” diye de ekliyor.

Kump şöyle diyor: “Bence bu gerçekten işe yarar bir yaklaşım, ama zamanın derinliklerinde
çalışırken hep sınırlamalarla karşı karşıyayız.” “Bu sınırlamalardan birisi, Rothman’ın
bu bozulmaların zamanlaması ve süresiyle ilgili anlayış düzeyimizi kabul etmek zorunda
kalması.”

Ama belirsizlik de olsa Kump’a göre bugünkü fosil yakıt kullanımı hızı açıkça, geçmişte
kitlesel yok oluşlarla ilgili karbon çevrimi tedirginlikleriyle yarışıyor ve hatta
aşıyor.

Kump, şu anda karbon artış hızının bu kadar yüksek olması nedeniyle nihai bir felaketten
kaçınmak için en iyi seçeneğin, karbon artış süresini kesin olarak kısa tutmak olduğunu
belirtiyor.

“Kendimizi dizginleyebilirsel Permiyen felaketinden kaçınabiliriz.”
