# Evren’deki Hayat Partisine Erken mi Geldik?

- Bağlantı: https://www.uzaydanhaberler.com/2016/09/22/evrendeki-hayat-partisine-erken-mi-geldik/
- Yayımlanma: 2016-09-22T09:53:38+03:00
- Yazar: Mehmed Naim Bağıran

# Paradoks

Fermi Paradoksu esasen Evren’in şimdiki yaşı ve içerdiği yıldız sayısına bakıldığında
bizden başka da zeki yaşam formunun izine rastlamamız gerektiğinden bahseder. Bu
tartışma Evren’in yaşı (13.8 milyar yıl) ile Güneş Sistemi’mizin yaşı (4.5 milyar
yıl) arasındaki muazzam boşluğa dayanmaktadır. Tabi ki içerisinde bizim olmadığımız
bu 9.5 milyar yıllık süre içerisinde hayat diğer yıldız sistemlerinde evrilmek için
kendisine yeterince zaman bulabilir. Yani Evren’deki hayat partisine erken mi geldik?

> ---

> “Hayat ne zaman ortaya çıktı?” diye soracak olursanız, basit bir şekilde “şimdi”
> diye yanıtlayabilirsiniz.

> ---

Bununla birlikte Harvard-Smithsonian Astrofizik Araştırma Merkezi (Harvard-Smithsonian
Center for Astrophysics – CfA) araştırmacılarının gerçekleştirdiği yeni bir teorik
çalışma farklı bir Fermi Paradoksu önermekte. Yakında _Journal of Cosmology and 
Astrophysics _üzerinde de yayınlanacak olan_ ç_alışmaya göre, bildiğimiz yaşam “
zeka partisi” için biraz prematüre olabilir, en azından kozmolojik bakış açısından
böyle.

## Kozmik Ölçekte Hesaplamalar

“Kozmik Zamanın Bir Fonksiyonu Olarak Yaşam İçin Göreli Olasılık” ([Relative Likelihood for Life as a Function of Cosmic Time](http://arxiv.org/pdf/1606.08448v2.pdf))
başlıklı çalışmaya göre araştırma ekibi, Büyük Patlama’dan sonra oluşan ilk yıldızlardan(
30 milyon yıl sonrası) uzak geleceğe kadarki sürede Evren’imiz içerisinde Yer benzeri
gezegenlerin oluşabilme ihtimalini hesapladı. Ve bildiğimiz anlamda yaşamın, “yıldızın
kütlesi” ile belirlendiğini buldular.

[⌊VLT lazer sistemi. Görsel: ESO/G. Hüdepohl⌉⌊VLT lazer sistemi. Görsel: ESO/G. 
Hüdepohl⌉[

VLT lazer sistemi. Görsel: ESO/G. Hüdepohl

Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi’nden Avi Loeb, CfA’nın basın açıklamasını
şöyle açıklıyor:

“‘Hayat ne zaman ortaya çıktı?’ diye soracak olursanız, basit bir şekilde ‘şimdi’
diye yanıtlayabilirsiniz. Fakat hayatın uzak gelecekte ortaya çıkması gerektiğini
hesaplıyoruz. O zaman neden düşük kütleli bir yıldız etrafında yaşamadığımızı sorabilirsiniz.
Bir ihtimal prematüre olduğumuz için. Bir diğer ihtimal ise düşük kütleli yıldız
etrafının hayatın ortaya çıkabilmesi için elverişli olmaması.”

---

> Bu, neden şimdiye kadar bizden başka akıllı yaşam izine rastlayamadığımızın da
> cevabı olabilir, belki daha ortaya çıkması için yeterli zaman geçmemiştir.

---

Esasen daha büyük kütleli yıldızlar, örneğin Güneş’ten iki ya da üç kat fazla kütleye
sahip olanlar, daha kısa bir ömre sahip, yani etraflarındaki gezegende canlılık 
ortaya çıkamadan ölüyorlar. Daha küçük kütleli yıldızlar, ki 0.1 Güneş kütlesine
sahip olanlar, çok daha uzun bir ömre sahipler, öyle ki bazı astrofizik modellerle
altı ile on iki trilyon yıllık ömürlerinin olabileceğini hesaplanmakta.

## Ne Kadar Zaman Geçerse İhtimal O Kadar Artıyor

Bir başka deyişle, Evren’deki yaşam olasılığı, geçen zamanla artıyor. Çalışmaya 
göre, Loeb ve arkadaşları günümüzde anakolda bulunan kırmızı cüce yıldızların bir
on trilyon yıl daha yaşayabilecekleri sonucuna ulaşmışlar. Bu zaman zarfında o yıldızlardan
kimisinin gezegeninde hayatın gelişmesi ihtimali şu andakinden 1000 kat fazla.

Bu nedenle, anladığımız anlamda yaşam için, karbon temelli ve Yeryüzü’nde bir milyar
yılda evrilmiş organizmalar olarak, kozmik zaman ölçeğinde geç değil erken ortaya
çıkmıştır denebilir. Bu neden şimdiye kadar bizden başka akıllı yaşam izine rastlayamadığımızın
da cevabı olabilir, belki daha ortaya çıkması için yeterli zaman geçmemiştir. Yıldızlarının
evrimi sırasında yok edildiklerini iddia eden çalışmalara göre bu daha iyi bir ihtimal.

[⌊James Webb Uzay Teleskobu. Görsel: NASA⌉⌊James Webb Uzay Teleskobu. Görsel: NASA⌉[

James Webb Uzay Teleskobu. Görsel: NASA

Ancak Dr. Loeb’in açıklamasına göre ekip mevcut hipoteze alternatif, küçük kütleli
yıldız etrafındaki gezegenlerin yüzleşeceği tehlikeler için de hesaplamalar yapıyor.
Mesela küçük kütleli yıldızları evrimlerinin başlarında güçlü UV rüzgarları salarlar
ki, bu da etraflarındaki gezegenlerin atmosferlerini sıyırıp atar.

Yani Yer’deki prematüre hayatın yanında diğer gezegenlerdeki hayatlar oluşma aşamasındayken
silinip yok olmuş da olabilir. Sonuç olarak bunu kesin olarak bilebilmemizin yegane
yolu Yer benzeri ötegezegen arayışını sürdürmek ve tayf çekerler ile atmosferlerinin
biyolojik yapısını incelemek olacak.

Bu bağlamda Ötegezegen Geçişi Keşif Uydusu (Transiting Exoplanet Survey Satellite–
TESS) ve James Webb Uzay Teleskobu gibi görevler, onları bulmak için biçilmiş kaftan.
