# Mars’a Gider Miydiniz? Gitmek İçin Sabırsızlanan Dört Kadın Astronotla Tanışın

- Bağlantı: https://www.uzaydanhaberler.com/2016/05/07/marsa-gider-miydiniz-gitmek-icin-sabirsizlanan-dort-kadin-astronotla-tanisin/
- Yayımlanma: 2016-05-07T18:40:53+03:00
- Yazar: Mehmed Naim Bağıran

Bu yolculuğa çıkar mıydınız? Mars’ta ortalama sıcaklık yaklaşık sıfırın altında 
55°C. Fakat bilim insanları 15 yıl içerisinde Mars’ı ziyaret edebileceğimizi hatta
orada kalabileceğimizi söylüyorlar. Bu görselde NASA’nın Houston’daki Johnson Uzay
Merkezi’nde fotoğrafları çekilmiş, gidiş bileti istekli dört astronot Nicole Aunapu
Mann, Anne McClain, Jessica Meir ve Christina Hammock Koch’u görüyorsunuz.

Jessica Meir birinci sınıfta kendisinin Ay üzerinde dururken bir resmini çizmiş.
Görünüşe göre kendi tutkusunu hafife almış, bugün 38 yaşında, Meir çok daha uzaktaki
Mars’a ilk ayak basan insanlardan biri olabilir. İnsanoğlu için bir sonraki adım?
Evet ve kadınlar için dev bir sıçrayış.

Görevin kendisine en az 15 yıl var, kullanılacak her bir ekipmanın üretilmesi ve
test edilmesi gerekli. Fakat şimdiden en çok merak edilen uzay keşfi çalışması. 
Çin, Avrupa ve Rusya’dan devletler Mars üzerine en azından robot göndermek isterlerken,
Birleşik Devletler’de, NASA ile iş birliği içerisinde olan Space X gibi özel şirketler
insanlı görevleri ve ticari yolculukları planlamaktalar. 1960’lardaki Ay yarışlarının
aksine, roketlerin inşasından uzay gemilerinin tasarlanmasına ve hali hazırda tarihi
önemde bilgiler göndermiş olan gezgin robotların uzaktan kumandası gibi çok ciddi
işlerde, kadınlar bu defa baş roldeler.

İnsanlığın Mars’a ayak basışı en yumuşak ifade ile kolay olmayacak. Gezegen komşumuza
en yakın yol 56 milyon km. Sadece yolculuk bile altı ile dokuz ay arasında zaman
almakta, geri dönüş ise iki yıl ile üç yıl arasında zaman gerektiriyor. NASA’nın
yönetici yardımcısı Dr. Dava Newman, “Bu uzay keşif görevi şimdiye kadarki en uzun,
en uzak ve en hırslı olanı.” diyor. Bir kere indiklerinde, astronotlar dev kum fırtınaları,
kışın eksi 175 dereceye düşen hava sıcaklıkları ve kanserojen Güneş ışınları ile
mücadele etmeleri gerekmekte. Ekipmanlarda oluşacak bir arıza durumunda NASA’nın
yardım çağrısından 10 dakika sonra haberi olacak. Ve geri dönüş de yok. Ajansın 
ileri uzay keşif sistemleri yöneticisi Jason Crusan, “Bu üç günlük Ay yolculuğu 
gibi değil.” diyor ve ekliyor, “Mars’a gidiyor olduğunuzda gidiyorsunuzdur. Bunu
iptal edemezsiniz.”

Ve çekime karşı koymak mümkün değil, gezginler sadece buz olarak değil akışkan halde
suyun izi olan kırmızı kum tepecikleri ve kraterleri ortaya çıkardılar ve su çoğunlukla
olası yaşam izi ile ilişkilendirilir. Meir, “Mars, kendi gezegenimizin geçmişi, 
bugünü ve geleceği hakkında bize çok fazla şey öğretecek.” dedi. “Bu, olağanüstü
bir şey.”
 Bir başka olağanüstü(!) olan ise NASA’nın astronotlarının yüzde 50’si
kadınlardan oluşmakta. Korkusuz bir grup olan, Meir ve meslektaşları Anne McClain,
36, Christina Hammock Koch, 37 ve Nicole Aunapu Mann, 38, Irak’ta savaş uçuşları
yapmışlar ve Güney Kutbu’nda kalın buz altına dalma cesaretini göstermişler.

**“Astronot olmayı _istemediğim_ bir an hatırlamıyorum.”**

NASA her dört ya da beş yılda yeni bir astronot programı başlatıyor ve rekabet oldukça
yüksek. Başvurudan kabule kadarki işlemler bir buçuk yıllık bir süreç alıyor ve 
yoğun psikolojik ve sağlık testlerini içeriyor. Bu kadın astronotlar 2013 yılında
seçildiklerinde NASA onların Mars’a ilk yolculuk için seçilebileceklerini ilan etti.

**Anne McClain:** Sınıfımız 8 için 6100’den fazla başvuru vardı ve kabul edilmeyeceğim
konusunda kendimi ikna ettim. Seçildiğimin haberini aldığım telefonu hâlâ hatırlıyorum.
Nefes alamamıştım, konuşamamıştım. Ağlamaya başladım. Washington Spokane’de büyüdüm
ve astronot olmayı istemediğim bir an hatırlamıyorum. Irak’ta 15 ay saldırı helikopteri
olarak ön hattın en önünde hizmet ederken çok fazla şey öğrendim. Görev bilinciyle
orduya katıldım ama astronot olmak kaderimde olan bir histi. Dünya’da birçok çatışma
var, uzay araştırmaları bir umut ışığı olabilir. Uzay keşiflerinde kimse ırk veya
din veya millet umursamaz. Hepimiz insan takımının bir parçasıyız.

**Dr. Jessica Meir:** Büyüdüğüm şehir Maine’de yıldızlardan şahane bir manzaram 
vardı. Belki de bu yüzden küçük yaşlardan beri astronot olmayı istiyorum. Her zaman
uzak yerleri ve aşırı zorlukları resmederdim. Deniz biyolojisinde İmparator Penguenleri
üzerine doktora araştırmamı yaparken, Antarktika’da yaşadım ve çalıştım, orada ayrıca
buzun birkaç metre altına tüplü dalışlar yaptım.
 **Christina Hammock Koch:** Kuzey
Carolina Jacksonville’deki yatak odamın duvarı New Kids on the Block posterinin 
yanında uzay uçuşlarının posterleri ile kaplıydı. Kendimi hep NASA’da çalışırken
hayal ederdim ama sıradan kutucukları işaretleyerek veya uçmayı ve tüplü dalışı 
öğrenerek ulaşmak istemedim. Oraya ulaşmak istedim çünkü bilim ve sıradaki bilimsel
atılım için tutkuluydum. Güney kutbunda bir yıl geçirme fırsatı karşıma çıktığında,
değerlendirdim. Orada teleskopları çok soğuk tutmak için kullanılan 37.000 litreden
fazla sıvı helyumdan sorumluydum. Sloganımız, “Güney Kutbu yeteri kadar soğuk değilse,
bizi arayın.” idi.

**Nicole Aunapu Mann:** Galiba çocukken ne yapmak istediğini bilmeyen az sayıdaki
astronottan biriydim. “Astronot” çok uzak bir hayaldi. Ben California Penngrove’danım,
ilk defa Deniz piyadelerinde saldırı jetleri ile Irak’ta uçuşuma kadar iyi bir aday
olabileceğimi fark etmemiştim. Uzaya gitmek tartışmasız dünyadaki en havalı şey.

**“İlk defa ağırlıksız olmayı asla unutamazsın”**

İki yıllık eğitimleri sürecinde astronot adayları sesten hızlı T-38 jetlerinde uzay
aracı kullanımının pratiğini yaparak Nötr Özgül Ağırlık Laboratuvarı denen yerde
12 metrelik devasa havuzlarda ağırlıksız olmaya alışarak ve “kusma kometi” ismini
verdikleri yer çekim simülasyonu yapan uçakla hayata kalarak uzay yetenekleri kazanıyorlar.
**
Koch:** Benim için en heyecanlı kısım T-38’de olmaktı. Bir mühendis olarak ofisimde
problem üzerine kafa yormaya alışığım. Fakat sesten hızlı bir jet içerisinde bu 
lükse sahip değilsiniz!

**Meir:** Benim için en yapmaya değer olan şey uzay yürüyüşü çalışmalarıydı. Uzay
elbisesini giydiğinizde yaklaşık 180 kg ağırlığa ulaşıyorsunuz. İki kişi size yardım
ediyor ve vinçle havuza indiriliyorsunuz. Altı saatlik çalışmanın tümü tam bir fiziksel
mücadele. Kıyafet şişirilmiş olduğundan, eldivenler hantal ve basınçlı ve kollarınız
garip açılarda duruyor. Her bir hareket, en basitinden yumruk yapmak bile inanılmaz
efor gerektiriyor. Acele etmenin sizi hiçbir yere götürmediğini çok çabuk öğreniyorsunuz.(
Dedikleri gibi, kıyafet içinde “yavaş olmak hızlıdır”).

**Mann:** Kusma kometi tamamen beni benden etti.

**Meir:** İçi boşaltılmış dev bir uçak o. Pilot parabolun tepesinden yere doğru 
inişe geçmeye başladığında 25 saniyeliğine ağırlıksız kalıyorsunuz. Bu döngüyü 30
veya 40 defa tekrarlıyorsunuz. Adı üstünde; birçok kişi hasta oluyor. İlk defa ağırlıksız
kalışınızı unutmuyorsunuz. Bayılmıştım resmen.

**McClain:** Herşey için hazırlıklı olmaya çalışıyoruz. Diyelim diş ağrınız oldu
ve tayfadan birisi dokuz ay sonrasında diş hekimi olarak eğitilebilir mi? Dokuz 
ay sonra oraya vardığınızda ayakta kalabileceğinizden ne kadar eminsiniz? NASA’nın
çözümler üretebileceğine dair bir şüphem yok. Kalkış pistine giderken bunun bir 
korkusu olacak mı? Kesinlikle olacak, ancak korkularınızla yüzleşmezseniz tek göreceğiniz
rahatı bulduğunuz köşeleriniz olacak.

![Uzay yürüyüşünü öğrenirken: McClain, ön örneği denerken şöyle diyor: “Uzay kıyafetinin
içinde olmak küçük bir hava aracında olmak gibi zor bir iş.” ](https://www.uzaydanhaberler.
com/wp-content/uploads/2016/05/inspired-2016-01-mcclain-spacesuit-main-1.jpg)

Uzay yürüyüşünü öğrenirken: McClain, ön örneği denerken şöyle diyor: “Uzay kıyafetinin
içinde olmak küçük bir hava aracında olmak gibi zor bir iş.”

**“Bir Mars yolculuğunda aşık olmak için bütün herşey bulunuyor.”**
 Gelecek 15 
yıl boyunca astronotlar Dünya’da ve dış uzayda yeteneklerini keskinleştirecekler,
hatta Mars görevinin fırlatış kapsülünü Ay’ın yakınındaki bir göktaşına deney sürüşü
olarak uçurmak bile buna dahil. Başladığında asıl görev şöyle olacak: Tayfa 4 kişiden
oluşacak (bu ve benzer sınıflarda bulunan kişiler arasından), kalkış kapsülünde 
iki – üç hafta arasında zaman geçirecekler ve sonrasında “evimiz” ismiyle bilinen
ve aylar sürecek yolculukta kullanacakları daha büyük bir uzay gemisi ile buluşacaklar.
Mars’a vardıklarında öncesinde robotlar tarafından hazırlanmış bir yapıda bir yıla
kadar yaşayacak ve Dünya’ya geri dönecekler. Bu dört kişinin bir arada kapalı bir
yerde bulunması için uzun bir zaman. Birbirleri ile kavga ederler mi? Yoksa romantikleşirler
mi? Bu sorulara yardımcı olması için NASA desteğiyle yürütülen HI-SEAS isimli araştırmalarda,
6 erkek ve kadın Hawaii’de bir volkanın yanında, 120 metrekarelik bir kubbede 1 
yıl geçirdiler.

NASA desteğiyle uzatılmış görevlerdeki grup dinamikleri üzerine çalışan Psikolog
Dr. Suzanne Bell şöyle diyor: Bir Mars yolculuğunda aşık olmak için herşey mevcut
ve araştırmacılar böyle benzetişimi yapılan ortamlardaki tehlikeleri görüyorlar.
Bir olayda gruptan bir erkek diğer gruptaki bir kadına istenmeyen bir cinsel yakınlaşmada
bulundu ve iki grup arasındaki geçidi kapattılar. Bu tür bir olay NASA’nın erkekler
ve kadınları uzaya üç yıllığına gönderdiğinde üzerinde düşünmesi gereken bir şey.

HI-SEAS gönüllülerinden Kanada için bir astronot olmayı umut eden Dr. Martha Lenio
şunu söylüyor: Anlaşmazlıklarımız oldu, örneğin vakum ortamına gitmenin sırası kimde
diye ancak bu çözemeyeceğimiz bir durum değil. Aslında genel olarak en çok kafama
takılan şey dondurulmuş ve suyu alınmış gıdalardan sıkılmak ki bu da bir sorun sayılmaz.
Pizza ve tako geceleri düzenlemeye dair parlak fikirler için yarışmaya girişebiliriz(
tako: Meksika mutfağına özgü bir yiyecek). 8 ayın sonunda tayfa arkadaşlarımdan 
gerçekten de ayrılmak isteyenler oldu ancak ben daha fazla durabilirdim!

Şu anda HI-SEAS kubbesinde bir yıldır yaşayan St. Louisli 37 yaşındaki Dr. Sheyna
Gifford ise şöyle diyor: “Dünya’ya geri dönüşteki” araştırmacılar (kendimizi benzetişimli
bir uzayda benzetişimli astronotlar olarak görüyoruz) başkalarından uzak yaşamakla
başa çıkabilmekle ilgili gerekli araçları ortaya çıkarıyorlar. Bazılarımızın evde
oynamayı da sevdiği bazı sanal gerçeklik [VR, Virtual Reality] oyunlarımız var ve
bunlarla birbirimize notlar, fotoğraflar bırakıyor ve define avı yarışları yapıyoruz.
Aramızdan bir araştırmacı VR’ı “bizi sahile gönder” sanal gerçeklik oyunu için kullanacak.
Bu gerçekten insanı hareketlendiriyor!

**“Ben yolculuktayken oğlumun hayatı değişiyor olacak.”**

Bir Mars görevi için mürettebattakiler sadece iki ayakkabı kutusu kadar kişisel 
eşyayı yanlarında götürebilirler. Ancak geride bırakması zor olan şey ne biliyor
musunuz? Aile. Astronotların üçü evli ve aralarından ikisi anneler.

**Koch:** Kocamı özleyeceğim mutlaka. Güney Kutbu’ndayken yanıma bazı şeyleri kutulayarak
aldım ve her ay birini açtım ki ileriye bakabilmek için bir şeyler bulayım. Mars
için ailem ve arkadaşlarımdan benim için belirli günlerde açabileceğim sürprizler
hazırlamalarını isteyebilirim. 15 ay uzaktayken el yazısı ile yazılmış bir kartpostal
hayal edebileceğiniz en güzel şeylerden biri olabilir.

**McClain:** Uzun süreli bir görevde üç yaşındaki oğlum ve eşimle görüntülü görüşmenin
bir yolu olsun isterim. Uzay yolculuğunun tek üzücü yanı onları geride bırakmak.
Ayrıca oğlumun oyuncak maymununu da yanıma alabilirim, onu uzayda uçuyor görmeyi
dört gözle bekliyor.

**Meir:** Müziğe ihtiyacım olabilir; Red Hot Chilli Peppers. Bazı arkadaşlarımdan
birkaç müzik listesi isteyebilirim ve The New York Times’a erişebiliyor olmak isterim.

**Mann:** Eğer görevde bulunursam oğlumla ne yapıyor olduğum hakkında konuşacağım.
Şu an dört yaşında ve zamanı geldiğinde yirmilerinde olacak. Ben yokken hayatı değişecek
ve bu büyük bir özveri olsa gerek.

“From space you can’t see borders.”

Kaynak: [GLAMOUR](http://www.glamour.com/?) sitesinde yayınlanan _[Would You Go to Mars? Meet the Four Women Astronauts Who Can’t Wait to Go](http://www.glamour.com/story/nasa-women-astronauts-first-trip-to-mars)_
yazısından Yunus’un katkılarıyla Türkçe’ye çevrilmiştir.
